Sevmek Zamanı: Aynaya Sıkışmış Bir Aşk

Sevmek Zamanı, 1965 yılında çekilmiş bir Metin Erksan yapıtıdır. Filmde ‘surete aşık olmak’ kavramı incelenerek aşka yeni bir bakış açısı getirilir. Film, boya yapmaya gittiği evlerden birinde Meral’in fotoğrafına aşık olup gerçeğini bulduğunda ise kendi dünyasına sığınan Halil’in hikayesini anlatır. Birçok çatışma örneği izleyiciye gösterilir. Bunlara örnek olarak doğu-batı, zengin-fakir, madde-mana ve aşk-narsizm arasındaki çatışmalar verilebilir. Bu yazıda Platon’un Mağara Alegorisi ve Lacan’ın Ayna Evresi ışığında karakterlerin gerçeğe bakış açıları ele alınmaktadır.

Felsefesini Idealar Kuramı üzerinde kuran Platon, gerçeği akılla ilişkilendirilir. Asıl olan ideadır. Thales gibi doğayı gerçeklik olarak algılayan filozoflara karşılık: Platon, örneğin bir ağaç düşüncesinin insan zihninde farklı şekillerde resmedileceğini savunur. Gerçek değişmez, güzel ve salt olmalıdır. Asıl olan bir masa değil, masanın ideasıdır. İçinde bulunduğumuz dünya idealar dünyasının bir yansımasıdır. Bu düşünce ışığında anlam kazanan Mağara Alegorisi ise şu şekildedir: Doğduğundan beri bir mağara duvarına bakacak şekilde bağlı olan bir grup insan, arkalarında yanan ateşten yansıyan gölgeleri gerçek olarak kabul eder. Aralarından biri bir süre sonra ellerini çözer. Mağaranın dışına çıkar ve gerçek olan dünya ile tanışır. Geri dönüp mağaranın içindekilere anlattığında ise şiddetle karşı çıkılır. Burada mağaranın içi görünen dünyayı temsil ederken, mağaranın dışı gerçek olan idealar dünyasıdır.

Lacan, Platon’un Mağara Alegorisi’nden etkilenerek yansımayı temel alan Ayna Evresi kuramını geliştirir. Ayna Evresi üç düzlemde gerçekleşir: İmgesel, simgesel ve gerçek. Lacan’a göre gerçek simgelerle dile getirilemeyendir ve psikoza karşılık gelmektedir. Psikoz, bireyin gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğu, kişilerarası ilişkilerden uzaklaşıp kendine has bir gerçeklik oluşturma durumudur. İmgesel evre, nevroza karşılık gelir. Nevroz, bireyin bunaltı içinde olması fakat toplum gerçeklerinden kopmama durumudur. Simgesel evre ise dilin ortaya çıkmasıyla oluşan toplumsal ilişkileri temsil eder. Lacan’a göre gerçek doğum ve ölümdür. Çünkü bu iki an da dil ile ifade edilememektedir.

Yeni doğmuş bir çocuk annesinin kucağındayken ilk kez aynaya baktığında kendisini annesiyle bütün bir varlık gibi düşünür. Aynadaki yansımayla ise bir özdeşleşme söz konusudur. Bu evrede kendisini annesinden ayrı bir varlık olarak göremeyen çocuk, hayatı boyunca eksik olanı aramaya yönelir. Bu eksik ise annedir. Babanın yani ötekinin ortaya çıkması ile çocuk anne ile bir bütün olmadığının farkına varır. Aynı zamanda çocuk kendisini yansımasıyla bir tutarak yaşamaktadır.

Filmde Meral’in fotoğrafı mağaranın içini temsil etmektedir. Meral ise mağaranın dışı yani gerçekliktir. Mağaradaki ateşler ve film boyunca şöminede yanan ateşler Halil’in zihnindeki ışıkları temsil eder. Fotoğraf Meral’in yansımasıdır. Halil’in Meral ile karşılaştığı ilk an, mağaradan ilk kez çıkan bir insanın ilk anı gibidir. Gerçekle yüzleşemez ve ondan kaçmaya çalışır. Meral Halil’in ilk defa yanına gittiğinde aralarında şöyle bir diyalog geçer;

Halil: Bu seni ilgilendirmez. Resmin ve benim aramda geçen bir şey.

Meral: Resim benim. Sen bana aşıksın.

Halil: Hayır, ben resmine aşığım.

Halil, uzun bir süre gerçeği kabullenemez. Zihninde idealize ettiği aşkı savunur. Halil’in idealize ettiği aşkı bir suretle somutlaştırması, onun kendi benliğini bu aşkta eritmesine neden olur. Bu ideal aşk sadece ona aittir ve tüm kontroller onun elindedir. Gerçeğe ilk adımını attığında ise Meral’in nişanlısı Başar tarafından şiddete maruz kalır, Gerçeğin acısı ona ağır gelir ve gördüğü ilk zorlukta çocuk gibi mağarasına geri döner. Meral’in fotoğrafıyla bütünleşir. Onu bir parçası gibi sırtında taşır. Bu durum anne ve çocuk arasındaki bütünleşmeyi temsil eder. Halil Meral’in yansımasıyla kurduğu dünyada kendisine bir anlam verebilir. Başar ise Halil için ötekiyi temsil eder. Gerçeklikle yüzleşme Halil’in öteki figürü ile ilişkisini ve bağımsız bir özne olma çabasını etkiler.

Halil, psikozda olan bir karakterdir. Kendi oluşturduğu gerçeklik içerisinde yaşar ve onun dışına çıkmamak için büyük bir çaba gösterir. Özne olmak, kendine bir dil bulmayı gerektirir. Halil bunu yapamaz, çünkü onun dili suret üzerinden kurulur. Böylece toplum içerisinde bir yer bulamaz. Kurduğu dünyada Meral’in fotoğrafı onun için gerçektir. Fakat Meral’in kendisiyle karşılaşmasının ardından hala kendi gerçeğini savunması bu kurduğu dünyadan çıkmamak istemesinden kaynaklanır. Kendi gerçekliğinden çıkmaya çalıştığı her an gerçek dünyanın acımasızlığıyla karşılaşır ve sonra kendi kabuğuna geri döner. Simgesel düzlemden kaçar.

Meral ise toplum içerisinde kendisine bir yer edinmiş, sosyal bir insandır. Fakat içsel bir bunaltısı vardır. Bu nedenle ne kadar simgesel bir düzlem içinde yer edinmiş gibi dursa da aslında içsel olarak kendisini oraya ait hissedemez. Nevrotik bir birey örneğidir.

Halil, Meral ile Başar’ın evlilik haberini gördükten sonra da yaptığı ilk şey, gelinlikçiden plastik bir manken çalmak olur. Sonrasında Meral’in fotoğrafı ve mankenle birlikte kayıkla göle açılır. Yine kendisine istediği gibi bir dünya kurmaya çalışır. Meral düğünden kaçarak Halil’in yanına gelir. Halil sonunda gerçeği kabul ederek Meral’i yanına alır ve Meral kendi fotoğrafını göle atar. Böylece Halil’in kurduğu gerçeklik yıkılmış olur ve Halil gerçekliğe adım atar.

Filmin sonunda Başar göle gelerek Halil ve Meral’e ateş eder. Onları öldürür. Gerçekliğe yeni adım atmış olan Halil yine simgesel düzlem içerisinde varlığını devam ettiremez. Film Lacan’a göre gerçek düzlemde son bulur. Çünkü ölüm simgesel düzlemden bir kopuştur ve dil ile ifade edilemez.

Sonuç olarak, Sevmek Zamanı, Halil’in suret ve gerçek arasındaki çatışmasını gösterir. Halil, Meral’in fotoğrafıyla kendi kurduğu dünyaya sığınır. Ancak Meral’in fotoğrafı göle atmasıyla Halil, gerçek dünyayla yüzleşir. Film, bireyin kendi hayal dünyasından kopuşunun ve gerçeklikle yüzleşmesinin bedelini, Lacan’ın gerçeklik anlayışı çerçevesinde, ölümle tamamlanan bir finalle izleyiciye sunar.

Bir Cevap Yazın

Cinemonolog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin